ITALYA 2. GÜN – MILANO

| 70 görseller

İtalya gezimizin 2. gününde, öğleden sonra Milano’ya vardık. Bu Milano’ya ikinci gelişimdi. Birincisinde iş amaçlı gelmiştim. Şehri akşam saatlerinde görebilmiştim ve pek de sevmemiştim. İkinci gelişimde de durumun çok değiştiğini söyleyemem doğrusu.

Milano 4 milyon nüfüsu ile İtalya’nın en büyük kenti. İtalya’da göç yokmuş, herkes doğduğu yerde büyüyormuş (İtalya içinde göç yok sanırım. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan İtalyanlarla karşılaşıyoruz sonuçta). Arkelojik kazılar da, İtalyan ırkının göçer olmadığını, yerleşik bir ırk olduğunu söylemekteymiş.

Milano, ülkenin endüstriyel anlamda kalbi. Avrupa için de, tasarımın, modanın ve fuarcılık turizminin başkenti. Rehberimiz Ersin Bey’in tabiriyle “Tavuktan çıkan yumurtanın bile fuarı düzenleniyor”muş. Birçok insan, haftasonları buraya alışveriş ve yeme içme için geliyormuş.

Bence bu şehirde görülmeye değer 3 önemli yer var: Duomo, Galleria Vittorio Emanuele II ve Teatro alla Scala.

TEATRO ALLA SCALA ve LEYLA GENCER

Scala Tiyatrosu (Fotoğraf No:4-5), tüm opera sanatçıları ve tiyatrocuların hayali. Burada bir performans sergilemek, mesleki anlamda kendini dünyaya kanıtlamak anlamına geliyor. Türk opera sanatçısı Leyla Gencer, buranın hem primadonnası hem de yöneticisiymiş. Odacısından en üst düzeydeki çalışanına kadar herkesin hem korktuğu hem de sevdiği biriymiş. Bu da kişiliğinde ne kadar çok niteliği birden barındırdığını gösteriyor!

İtalyanlar güzel olan herşeye sahip çıkıyor. Pavarotti’nin bir zamanlar Türkiye’de bulunduğunu ve Cüneyt Gökçer tarafından, (Ayten Gökçer’den kıskandığı için) gönderildiğini biliyor muydunuz? Adamcağız hayatını kurtarmış. Bu vesileyle Türkiye’den kurtulup dünya çapında bir sanatçı olabilme şansını yakalamış 🙂

Leonardo DA Vinci Meydanı

Scala Tiyatrosu ve Meydanının hemen karşısında Rönesans’a damgasını vurmuş sanatçı, Leonardo Da Vinci ve dört öğrencisinin (Andrea Salaino, Cesare Da Sesto, Marco D’oggiono, Gio Antonio Boltraffio) heykellerinin bulunduğu Leonardo Da Vinci Meydanı bulunuyor (Fotoğraf No: 6-16).

Da Vinci’nin bu denli büyük bir sanat ve bilim adamı olmasını, çok yönlü ve dahi düzeyindeki zekasının yanında, bu cevherini, ünü yüzyıllara yayılan eserleri ve bunun arkasındaki sosyal zekasına da bağlamak yanlış olmasa gerek. Da Vinci, Floransa’dan Milano’ya taşınırken, zengin bir ailenin yanında çalışmak üzere bir özgeçmiş hazırlamış ve bu sayede işi almış. Bu özgeçmiş günümüzde hala İnsan Kaynakları uzmanları tarafından örnek özgeçmiş olarak gösterilmekteymiş. Web’de arayınca bu CV ile ilgili bilgiler bulabiliryorsunuz:

Leonardo Da Vinci Özgeçmişi

Leonardo Da Vinci’nin Özgeçmişinden Ne Öğrenebilisiniz?

CV’yi incelediğinizde, başarısının, Leonardo’nun tüm yeterliliklerini anlatmasında değil, müstakbel işvereninin ihtiyaçlarını ne kadar mükemmel bir şekilde karşılayabileceğini anlatabilmesinde olduğunu görüyorsunuz.

Galleria Vittorio Emanuele II

Vittorio Emanuele II anısına yapılmış olan bu yapı, müslüman kültüründeki kapalı çarşı geleneğinin, Avrupa hristiyan versiyonu. Ancak o kadar güzel detaylarla süslenmiş ki, mozaiklerle süslü zeminine basmaya kıyamıyorsunuz, adeta bir Balo Salonunda yürüyüyormuşsunuz gibi bir hisse kapılıyorsunuz (Fotoğraf No: 17-38).

Ben akşam yemeğimi bu çarşı içerisindeki restoranlardan birinde yedim. Eğer pinti bir turistseniz, burada sadece birşeyler içmek için duraklamanızı tavsiye ederim. Çünkü, İtalya’da yediğim diğer restoranların ortalamasına göre biraz daha pahalıydı. Bir meyve suyu, makarna, su ve capuccino için toplam 46 EUR ödedim.

İtalya’da restoranlarda hesap içerisinde ‘Coperto’ diye bir madde görüyorsunuz çoğunlukla. ‘Bu ne kardeşim, ben böyle birşey yemedim’ demeyin, görünce. Bu, bizdeki kuver gibi, servis ücreti.

DUOMO KATEDRALİ

Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi, Duomo şehrin en büyük katedraline verilen isim (Fotoğraf No: 38-65). Kökeni latince ‘Domus’ yani ‘Ev’ kelimesinden geliyor. Tanrı’nın evi.

Burası, klisede Gothic mimariyi en güzel gösteren yapı olarak gösteriliyormuş. Gerçekten, gökyüzüne doğru uzanan sivri külah başları yapıyı inanılmaz ihtişamlı gösteriyor. Aslında, ibadetin yapıldığı dini mekanlar sade ve duru olmalı. Ancak Vatikan’ın tutumu, güç gösterisi amacıyla heybetli ve şaşalı binalalar yapmak olmuş. İç mekan ise, dıştaki gösterişle tezat bir şekilde daha sade. Yapı bir taraftan insana, Tanrı’ya ve cennete yakın olma, bir taraftan da iç dünyasında olma hissiyatını veriyor.

Bu arada, İtalya’da kliselerin içine girmek için kıyafet yönetmeliğine uymanız gerekiyor. Şort yasak. bacaklar dize kadar kapalı olmalı, omuzlar açıkta kalmamalı! Gerçi, hazırlıksızsanız, klise girişlerinde şal gibi şeyler satan satıcılara da rastlayabiliyorsunuz.

Milano’da en fazla zamanı Duomo’nun etrafında geçirdim sanırım. Binanın dış yüzeyinde 3500 adet heykel var. Her bir detayı muhteşem. Katedralin etrafını birkaç tur dönmüşümdür. Gökyüzüne doğru yükselen sivri külah başları, cennetin katlarını temsil ediyormuş. Alt kısımlara doğru ise, sürüngen tasvirleri görüyorsunuz (Fotoğraf No:53-54). Bunlar ise yeraltı ve Hades’i yani cehennemi ifade ediyor.

Duomo’yu turladıktan sonra bizi otelimize götürecek olan otobüsümüze doğru yürüdüm. Böylece İtalya’daki ikinci günümüz de tamamlanmış oldu.